





|
|
Seyahat etmeyi ve bu seyahatlerde mümkün olduğunca o şehri
ve insanlarını tanımak için vakit ayırmayı seviyorum.
Acun firarada gibi olmasa da gittiğim yerlerden
izlenimler ve
önerilerim...
|
|
|
Kanalları,
red light bölgesi ve sigara dükkanları ile anılan bu şehir, eğer bu
sayılanlardan birine merakınız yoksa çok da görülmesi gereken
şehirlerden birisi değil. Mümkün olduğunca şehrin merkezinde
kalmanızı öneririm, zira bir çok yer yürünerek görülebilecek
mesafede. Başınız sıkışırsa endişelenmeyin kafanızı kaldırım Mehmet,
Mustafa diye seslenin biri yardımınza koşar :) Türk nüfüsü yüksek
olan bir yer anlayacağınız.
Amstel
üzerindeki Eden otel uygun fiyatlı ve temiz bir seçenek.
www.bestwestern.com Numaraları + 31 20 530 78 78
Yemek için Damrak üzerindeki Grashoopers restoran manzaralı ve güzel
yemekleri için iyi bir seçim.
|
 |
|
|
Amerikadaki en sıkıcı şehir ünvanı buaraya ait. En görülesi yerleri
sorunca Coca Cola müzesi ve CNN merkezini öneriyorlar. Öğğğ! Fazla
kalmayın derim burada ama madem gittiniz Marriot Otelin 52. katında
dönen bir restoran ve bar var. Akşam üzeri 360 derecelik Atlanta
manzarası seyrederek keyifli vakit geçirebilirsiniz.
Buckhead'de bulunan barlar cuma ve cumartesi akşamları oldukça
keyifli, ancak siz siz olun bu şehirde yanlız dolaşmayın.
|
|
|
|
Son
derece romantik bir tatil arıyorsanız işte burası orası. Gemi en
doğru seçenek diye düşünüyorum çünkü minik minik birsürü görülecek
yer var. Royal Caribbean'ı denemiştim, gemi gece yol alıp gündüz
sizi farklı adalara götürüyor ve Bahamalar, Nassau rüya gibi günler
geçiriyorsunuz. Eğer doğru sezonu seçerseniz (tropik yağış ve
fırtına olmayan zamanlar) hayatınızın tatili olabilir.
|
|
|
|
Buda, tapınaklar, masaj,
ucuz alışveriş ve ağır kokusuyla sizi saran bir şehir. Tayland'ın
başkenti, az gelişmiş görüntüsüne rağmen içinde
gezilecek ilginç yerlere sahip. Halk, krallarına çok bağlı, heryerde
kralın resmini ve bayrağını görebilirsiniz. Görülmesi gereken iki
tapınak var; Uzanan Buda ve Altın Buda.
Tai masajı çok ünlü ve
komik derecede ucuz, 600 baht ($17) gibi bir paraya 2 saat
şımartılıyorsunuz. Egzotik meyvaların ve hediyelik eşyaların
satıldığı Yüzen Pazar'ı (floating market) mutlaka görün ama
alışveriş yaparken sıkı pazarlık yapın. Fiyatlar 1/6'a kadar
inebiliyor. Her yerde bahsi geçen gece pazarını bizde bu tür açık
pazarların olması ve satılan malların üç aşşağı beş yukarı bizlerde
de olmasından sanırım pek ilginç bulmadım.
Deniz mahsulu sevenler için Bangkok bir cennet; Tezgahtan istediğinizi
seçip, pişirtebildiğiniz Fish Market'ı tavsiye ederim.
Gece hem şehri gezmek, hem de güzel bir yemek istiyorsanız
Chaophraya Cruse size harika bir 2,5 saat yaşatıyor.
Şehir
pek tekin değil, o nedenle
kalacak yer için şehir
merkezindeki (siam square) oteller veya sukhumvit
caddesi
civarını tercih etmenizi öneririm.
|
|
|
|
İşte size
Gaudi şehri. Bus Turistica ile günlük şehir turu burada görülmesi
gereken her yere sizi götürüyor ve hikayesini anlatıyor. Sagrada
Famillia kullelerinin tepesine çıkıp bir de Barcelona'ya buradan
bakın.
Kalmak
için Santalo'daki Otel Zenit fena bir seçim değil, merkezi ve uygun
fiyatlı. ilgilenirseniz + (93) 902 173 200
www.zenithoteles.com
Şık ve yerel halkın gittiği bir yer arıyorsanız Silvestre süper,
akşam 10'dan önce tüm lokantalar boş, şaşırmayın yemek saatleri
bizimkinden biraz farklı. Numarası + 93 241 4031
Akşam marinada kendinize deniz mahsulleri ziyafeti çekebilirsiniz,
yanılmanız çok zor dalın birine. İlla öneri istiyorsanız La Barca
numarası +93 221 18 37
|
|
|
|
Rüya gibi bir Amerika şehri. belki de büyüsü Amerika gibi
olmamasından ! Avrupa'daki gibi nispeden eski ve İskoçya'dan gelen
ilk göçmenlerin getirdiği "karakterini" taşıyan - ağır aksan
dışında :), ama yine de düzenli, büyük bir Amerikan şehri.
Her yer üniversite, (başta Harward ve MIT) dolayısıyla şehir halkı
kozmopolit ve genç - en azından okul döneminde. Benim geç
keşfettiğim, Amerika'da mutlaka görülmesi gereken şehirlerden.
Kışları, Atlantik esintileri nedeniyle akıllara seza bir soğuğu var,
mantıklı bir dönemde gidip bu Londra ve New York karışımı şehirin
parklarında dolaşmanızı ve muhteşem deniz mahsullerinden tatmanızı
öneririm.
Otel için önerim Boston Common civarındaki bölge; hem merkezi, hem
de oldukça güvenli.
|
 |
|
|
Avrupa'nın başkenti olarak lanse edilen bu şehirde mutlaka kovayla
servis edilen midye/istiridyeyi ve çeşit çeşit biralarını deneyin.
Bunun ötesinde Avrupanın en sıkıcı şehri için burayı aday
gösteriyorum.
|
|
|
|
Cancun'un
aslında Antalya Belek'e çok benziyor, isteyene tarih, isteyene deniz
güneş, çılgın gece eğlenceleri sunuyor.
Azteklerden çok daha önce Yukatan yarım adasında yaşayan Mayalar
çevrede çok sayıda eser bırakmışlar. Chicken Itza ve Uxmal bunlardan
en önemlisi. Önerim Cancun'da kalıp günlük turla buralara gitmeniz.
Atlantida, interactive aquarium gibi dev su parkı ve akvaryumlarda
Yunuslarla yüzme veya kafeste Köpek Balığı dalışı yapmanız mümkün.
Aklınızda olsun bunlar oldukça populer olduğu için günler öncesinden
yer ayırtmanız gerekebilir.
Gece
showlarıyla ünlü bu merkezde cuma ve cumartesi geceleri Sr. Frogs en
doğru seçim.
Kalmak
için sahil tarafındaki otelleri lagoon tarafındaki otellere tercih
etmenizi öneririm. Otel bölgesinde sahil boyunca yanyana bir sürü
güzel otel var. Detayı
www.cancun.com
|
 |
|
|
Rüzgarlı şehir gerçekten de isminin hakkını verecek, sizi de sersem
etmeye yetecek kadar esiyor. Büyük Amerikan şehirleri genelde
birbirine benzer, ancak buranın yine de kendi ne has bir havası var.
Belkide birçok Amerikan şehrinden daha eski olduğu için. Eğer
giderseniz yarım günlü şehir tutunu alın o zaman ne demek istediğimi
de anlayacaksınız.
Filmlerde gördüğünüz o meşhur Route 66 bu şehirde sonlanıyor.
Amerikanın en yüksek binası Sears towers dışında çok sayıda ona
yakın yüksek bina var. Ben Hancock tower'ın tepesinden sehri
izlemeyi tercih ettim. Açık bir havada Michigan gölünü paylaşan
Ohio, Indiana, Michigan gibi eyaletleri dahi görebiliyorsunuz.
Nefes alacak bir yer
arıyorsanız Navy Pier'da Michigan gölü kenarında oturup bir şeyler
atıştırabilirsiniz.
Kalacak yer için şehir
merkezini öneririm, yapılacak/görülecek hemen herşey bu çevrede.
Merkezde çok sayıda otel var. İlla öneri istiyorsanız ben merkezde
ve uygun fiyatlı olduğu için
Travelodge Downtown'da kalmıştım.
Temiz bir odadan daha büyük beklentiniz yoksa sorun yok. |
|
|
|
Fransa ,
İspanya sınırında bu minik kasaba dünyada eşine az rastlanır bir
sadelik ve zerafette. Eğer bu iki ülke de gezi planınızdaysa önerim
uçak yerine treni tercih etmeniz ve İspanya'ya geçmeden önceski son
istasyonda inip bu kasabada 2-3 gün geçirmeniz. Fiyatların son
derece makul olduğu bu kasabada tek sıkıntınız ingilizce bilen insan
sayısını kısıtlı olmasından ötürü iletişim zorluğu olabilir.
Yemeklerin, denizin harika olduğu bu kasabayı gördükten sonra insan
Kaş, Kalkan'ı nasıl bu şekilde tutamadığımıza hayıflanıyor istemeden.
Hotel
Madeloc'u işleten çift pek yardımcı eğer ilgilenirseniz numaraları
+04 68 82 07 56
Sahilde San Vicens yemek için güzel seçim, özellikle de paella
seviyorsanız.
Daha fazlası
www.collioure.com 'da
|
|
|
|
Yeşillikler içerisindeki tarih şehri kendinizi zaman tünelinden geri
düşmüşsünüz gibi hissetmenize neden olabilir. Müzeleri, kiliseleri
hakkıyla gezmek isterseniz burada haftalarca kalmanız gerekebilir.
Tarih kitaplarında anlatılan Michelangelo'nun eserleri, Hannibal'ın
gezindiği yerleri görmek, insanın kendini büyülü bir romanın baş oyuncusu gibi
hissetmesini sağlıyor.
Şehrin
ortasından geçen nehrin üzeirndeki Ponte Santa Trinita köprü-çarşısı
şehrin en görülesi yapılarından bir tanesi.
İtalya'da yiyebileceğiniz en güzel spagetti ala vongola ve pizzalar
bu şehirde. Cumhuriyet Meydanının (Plaza Della Republica)
arkasındaki küçük yerel lokantaların hepsi birbirinden güzel
şaraplar ve yemekler sunuyor.
|
|
|
|
Dünyada onca yer arasında buraya geldiyseniz demek ki Cebit fuarı nedeniyle mecburi bir misafirlik söz konusu,
gündüzleri o koca fuar alanının yorgunluğunu akşam şehir
meydanındaki Mövenpick restoranında atabilirisniz. Dondurmayı sakın
atlamayın. :)
|
|
|
|
Etrafınızda sıcak kanlı
insanlar, fonda harika bir salsa ve siz 1960'ların dekorunda bir
rüyadasınız. Tarifi zor bir yer Küba, her saniyesinde turist
olduğunuzu hissediyorsunuz çünkü kullandığınız para bile halktan
farklı, (convertable pessos c.u.c.) ama diğer taraftan insanlar uzak
akrabaları gelmiş gibi candan davranıyor size.
Fotoğraf makinenizi de alın
ve buranın keyfini çıkartın, sadece havana için bile 3-4 gün
ayırmakta fayda var. Yemekler fena değil ama içecekler süper :)
öncelikle cocacola fanatiklerine kötü haber burada öyle birşey
bulmanız zor, zira Amerika ile ticari ilişkileri yok. Yerel kolaları
var, ama mohito'yu deneyin derim fırsatınız varken. Doğru adres
tarihi kilisenin yakınındaki La Bodeguita. Bizim salaş
kebapçılarımız kıvamında ufak bir bar ve günün her saati turistlerin
uğrak noktası. İçeride Tradison grubu harika müzikleriyle mohitonun
ayaklarınızı yerden kesmesine yardım ediyor. Denemedim ama giden
arkadaşlarım üst kattaki restoranın da güzel olduğunu söylediler.
Şehirde suç oranı yüksek, o
yüzden dil bilmiyorsanız ve yanlızsanız otel, değilse ve halkın
içinde olmayı tercih ederseniz, evleri günlük kiralayabiliyorsunuz.
Kırk yıla yaklaşan ambargo nedeniyle altyapı eski evlerde
beklentiniz yüksek olmasın ama burası eski bir romanda yaşamak gibi.
Burada sadece Türklere mihmandarlık yapan Katrine'i bulmamız belkide
en büyük şansımızdı. Ev ve şöförlü araba konusunda çok yardmcı oldu.
Geceleri çıkılacak süper latin müziklerin çaldığı çok yer var ancak
ilginç olan partilerin her gece başka mekanı dolaşıyor olması.
Katrine bu onuda da çok bilgili ve sizin için takip edip doğru
yere götürüyor. Kendisine
katrindurru@yahoo.com adresinden ulaşabilirsiniz. Eğer komplekse
girmek istemiyorsanız gitmeden biraz dans dersi alın, zira erkek,
kadın herkes süper dans ediyor. zaten her köşesinde salsa çalan bir
memlekete başkası yakışmazdı. |
|
|
|
Bu şehri
anlatmaya ne kelimeler ne de benim yüreğim yeter. Gel de bu
insanların binlerce yıl önce piramitleri yaptığına inan. Pislik,
keşmekeş, kalabalık ve fakirlik herşey bu şehirde. Hayalini kurduğum
piramitlerin biraz ötesinde evlerin başladığını görünce aslında
hayal kırıklığına uğradım ama sorun değil işte oradalardı. Binlerce
yıllık ihtişamlarıyla duruyorlardı hemde National Geographic TV'den
daha canlı, hiç birsey keyfimi kaçıramazdı. Bence piramit turunuzu
akşam üzeri yapın ve gece yapılan ses ve ışık show'una gidin. Gündüz
olmayan ihtişam o ışıklandırma ve animasyonla bir anda bin yıllık
tarihin ihtişamıyla sizi içine çekiyor.
Kahire
müzesi ve firavun mezarları mutlaka görülmeli, gerçi bunların önemli
bir kısmı British museum ve NY tarih müzesinde ama yine de o
atmosfer ve kronolojik sıra içerisindeki eserler nefes kesici.
Kahire'de yemek tavsiye etmek pek kolay değil, en azından benim gibi
kısa süre geçirmiş biri için. Ancak gece biryandan nehir turu yapıp
bir yandan da yemek yemek isterseniz. Bizim Laila'nn yüzenini
yapmışlar, ismi Pharaohs deneyebilirsiniz.
|
 |
|
|
Prag'a 1,5 saat mesafedeki
bu güzel kaplıca şehri, orta yaş üzeri zengin avrupalıların uğrak
noktası. Tarihi yine çok iyi korunmuş, yeşillikle içerisinde.
Grand Hotel PUPP zaman
makinesine girdiğinizi düşündürecek kadar eski ve iyi bakılmış
harika bir otel, neredeyse servis bile iyi.
Ünlü Budweiser birasının
anavatanı burası Budvar isminde bir çeşidi var ki bira seviyorsanız
denemeden dönmeyin. Bir de Becherofka isminde yerel votkaları var,
düşman başına. Dikkatli olmazsanız Almanların yaz sıcağında gelip
bira kupasıyla rakı içmesinden sonraki hallerine düşebilirsiniz.
|
|
|
|
Eğer siz
de kumarla ilgilenmiyorsanız bile bu şehir sizi çekmeyi başarıyor.
Eğlence, alışveriş, gösteriler herşey bu şehirde.
Benim
gibi Celine Dion hayranıysanız 2006 ortasına kadar Celine
sadece buarda sahne alıyor, o nedenle Ceasers oteldeki showunu
kaçırmayın! Bileti en uygun fiyatlı olarak otelin içindeki bilet
ofisinden alabiliyorsunuz, karaborsa, ticketmasters vs. uğraşmayın.
Gece
eğlencesi için NewYork NewYork içindeki Coyote Ugly bar ve Irish
Pub, Mirage içindeki Studio 56, Strip üzerineki Margaritaville
önerebileceğim yerler.
Alış
veriş için hiç bu kadar zengin markayı, bu kadar uygun fiyatlı
görmemişsinizdir. Giysi için Premium Brands ve Las Vegas Outlet
Center, elektronik için Fry's anahtar noktalar.
Otel arıyorsanız ve arabasız olacaksanız Strip ile Flamingo yolunun
keşistiği noktaya yakın olmakta fayda var. Benim favorim uygun fiyat
ve kalitesiyle Treasure Islands.
|

 |
|
|
Dünyanın
görülesi yerlerinden biraz biraz bulabileceğiniz ilginç ve küçük bir
Avrupa şehri Lizbon. Rio'daki heykel, San Fransisko'daki köprü.
Okyanusun kenarında yeşillikler içinde, korunmuş bir tarihle
harmanlanan keyifli bir şehir.
Her yerde karşınıza çıkan
hamur işleri günaha davet ediyor, deniz mahsullerini sevenler içinse
bir cennet.
Yarım
günlük şehir turunu alıp, nerede ne olduğunu anladıktan sonra daha
fazla keyfini çıkartabilirsiniz Lizbon'un. Belem Kulesini, Keşifler
anıtını, Alcantara'yı mutlaka görün. Yine Dünyanın 3 okyanusundan
çeşitli canlıları görebileceğiniz, Dünya'nın en büyük ikinci
akvarvumu Ocenario da burada, şiddetle tavsiye ederim.
http://www.lisbon.com
Güzel
otellerin çoğu Avenida da Liberdade, yemek yerleri ise Restauradores
çevresinde. Ben HOTEL AÇORES LISBOA 'da kalmıştım, çok güzel ve
temiz bir otel ancak bahsettiğim yerlere taxi ile 10 dakikalık
uzaklıkta, eğer sorun olmaz diyorsanız tavsiye ederim, telefonları
(+351) 217 222 920.
Eğer
vaktiniz varsa araba kiralayarak Estoril ve Cas Cais'de mutlaka
görülesi yerler.
|
|
|
|
Herşeyden önce
Liechester Square'de Chiquita'da bir margarita için. Hafta içi
akşamları 5'den sonra happy hour'u Londra'nın ilginç mozaiğini
gözlemeniz için mükemmel bir fırsat olacaktır. Çıkışta da
mutlaka bir müzikal veya show'a gidin. Leichester square'deki ticket
boxlardan uygun fiyatlı birşeyler yakalayabilirsiniz.
Covent
Garden'da akşam bir pub'a takılın. Benim favorim Tesco'nun karşı
köşesindeki Number One.
Eğer
şansınız varsa güneşli (veya az gri) bir günde Hyde Park'ta çimlerin
üzerine yatıp gökyüzünü seyredin.
Bir
turist olarak müzeler, üzeri açık otobüsle turlar, Oxford ve Bond
caddelerinde alışveriş gibi şeyleri zaten yaparsınız herhalde? ;)
|
 |
|
|
Redondo
ve Venice Beach'de olmasa sıkıntıdan patlarsınız heralde.
Filmlerdeki Hollywood tabelasının sizi karşılamasını beklemeyin
sadece bir noktadan görünen bu mini tabela bence film tarihinin en
büyük aldatmacalarından.
Akşam Boston Red Lobster'da açık büfe istakoz yemek bu şehirde
yaptığımız en çılgın şey. Gerisini siz hayal edin :)
Aman benim gibi yanılıp downtown'da kalmayın, hem güvenli değil hem
de yapacak çok fazla şey yok. Onun yerine Beverly Hills veya Plajlar
tarafında kalmanızı öneririm.
|
|
|
|
Kaçın!
Gördüğüm en sıkıcı şehirlerden birincisi olmasa da ilk 3'e rahat
girer. Arkanıza bile bakmayın. Yine de madem gittiniz Çin
Mahallesinde bir yemek yiyin. Kalacaksanız şehrin içinde Princess
Otel doğru yer.
|
|
|
|
Eğer
Aztek'ler, Mayalar, Mariachi ilginizi çekiyorsa Mexico City ve çevresi tarih
açısından çok zengin. Özellikle Teoteohican ve oradaki piramitleri
görünce insan birbirinden bu kadar uzakta iki ayrı uygarlığın nası
böyle benzer şeyler yapabildiğine şaşırıyor.
Tarihi
merkez civarindaki Temple Mayor, Zocalo gibi yerleri yürüyerek ve
bir rehber kitapla kendiniz de gezebilirsiniz ancak Teoteohican ve
şehir turu için rehberli tur almanızı tavsiye ederim, biraz turistik
de olsa ispanyolca bilmeyen ve yanlız gecenler tehlikeli olabilecek
bir şehirde en emin ve bilgilendirici seçenek.
Kalacak yer için turistlere Zona Rosa tavsiye ediliyor ancak benim
önerim bunlara ilave olarak ismini bildiğiniz bir otel zincirini
tercih etmeniz, çünkü gereğinde ingilizce yardımcı olabilecek çok az
sayıda insan bulabiliyorsunuz.
|
 |
|
|
Gündüz
insanı delecek kadar keskin güneşi olan Miami Beach'de Ocean
Drive'daki açık barlar ve restoranlar akşam için güzel seçim.
Bizim gibi üç tarafı denizle kaplı şanslı bir millet için
okyanusta çimmek dışında
deniz-güneş anlamında ilginç bir şey yok.
Dünyanın en büyük outlet'i SawgrassMill burada alışveriş için bir
günün yetmeyeceğiniz şimdiden söyelmeliyim.
www.sawgrassmill.com
Konaklama için Miami beach tarafında kalmanızı tavsiye ederim, şehir
merkezinden çok daha keyifli ve güvenli.
Dost tavsiyesi eğer Küba, Bahamalara filan geçmeyi düşünmüyorsanız
bu şehri keyfinde bırakın fazla da uzun kalmayın.
|
|
|
|
Eylül
2005'deki talihsiz su baskınından sonra şehirde bunların ne kadarı
kaldı bilemiyorum; Caz
müziği ile meşhur bu şehir 40 yıl öncesinde donup kalmış gibi. Mardi
Gras zamanı çılgın eğlenceleri ile anılıyor ve Bourbon Caddesi
boyunca barlar gece yarılarına kadar her türde müzik sunuyor.
Pek
sevimli bir şehir olmasa da yapılabilecek oldukça fazla şey var.
Örneğin bataklık turuna katılıp timsah besleyebilirsiniz. (hayır
kendi etinizle değil :))
Yemek için Red Fish (timsah eti) , GW Fins (balık ve istridye)
Dickie Brennans (biftek) restorantlarını önerebilirim.
Kalmak için şehir merkezinden uzaklaşmayın, Bourbon street ve 2 mil
çapı doğru ve güvenli yerler.
|
|
|
|
İstanbul'u seviyorsanız biraz daha hızlı ve pisine itirazınız olmaz
herhalde. Kim ne derse desin Manhattan adasının garip bir büyüsü var
ve bunu hissetmenin en güzel yolu da şehri yürüyerek gezmek. Eğer
yeterince vaktiniz varsa, Central Park, Times Square, Tribeca, SOHO,
Çin mahallesi sokakları koklayıp, insanları izleyin. bundan daha
büyük ve renkli bir mozaik bulmaca göremezsiniz.
Dünyanın en iyi restoranları
ve kulüpleri NY'da, o yüzden yemek konusunda yanılmanız zor.
Citysearch'den en gözde mekanları bulmak mümkün. Ben 2006 da
gittiğim 58.St. TAO (212 888 2288) ve Hudson St.deki VENTO'yu (212
699 2400) hararetle tavsiye ederim.
(-teşekkürler Kerim)
Kalacak yer arıyorsanız, 7. Cadde de Maddison Square Garden'ın tam
karşısındaki Hotel Penn süper bir seçim. Odalar çok çok iyi olmasa
da şehrin göbeğinde ve tüm heyecanın merkezinde olma lüksünüz var.
www.hotelpenn.com
|
 |
|
|
Hiçbirseyin ortasında diye bir terim var ya işte o burası için
söylenmiş. Gerçekten hiçbirseyin ortasında ama Universal Studios,
Walt Disney World ve Sea World gibi sonradan inşa edilmiş görülesi
mekanlar yaptıkları için Amerikalı girişimcileri tebrik etmek lazım.
Yüreğiniz yetiyorsa universal Studios'daki Hulk ve Double Dragons roller
coasterlarına binin :) Bu merkezler çocuklar için filan değil yanılmayın,
çocuktan daha çocuk olup her türlü aksiyona katılıyorsunuz. 3 günlük
dünya yanınızda iş arkadaşlarınız yoksa kimseye rezil olmazsınız,
keyfini çıkartın.
Konaklama için önerim parklara yakın kalmanız, International Drive
üzerinde onlarca otel bulabilirsiniz. Eğer ilginizi çekerse aynı
caddenin iki ucunda hemen hemen her markayı bulabileceğiniz
Premium ve Prime outletleri ve Florida Mall bulunuyor.
Yemek için prime 1 outlet yakınındaki Texas de Brazil ilginç bir
deneyim, güney amerika stili sürekli servis edilen et ve açık büfe
salata ile keyifli bir akşam geçirebilirsiniz.
|
|
|
|
Söyleyece
o kadar çok şey var ki! Müzeler, Eiffel kulesi mutlaka görün. Eğer
vakit bulursanız gece Senne nehrinde Bateaux Mouches ile teknede
Parisin loşlaşan ışıklarını seyrederken bir akşam yemeği
yiyebilirsiniz. Bir uyarı teknede ceket - kravat mecburi (rahatsız
olmazsanız teknede kiralayabiliyorsunuz)
Hotel
Saint Dominique, küçük ama Eiffel kulesinin çok yakınında. Eğer
ingilizce konuşabilen resepsiyonist arıyorsanız burada mevcut ama bu
sizi cesaretlendirmesin Fransız her yerde Fransız!
|
 |
|
|
Bu sahil şehri, deniz-güneş
dışında çok sayıda eğlence de barındırıyor. Büyük heyecanla dalış
yapmayı bekledim ama bir hayal kırıklığıyla sonuçlandı. Ko Sak
adasına güzel mercanlar, anemonlar ve resim çekecekler için ilginç
minik canlılar olmakla birlikte çok zengin değil.
Timsah çiftliği ve Fil safarisini kesinlikle tavsiye ederim.
Fillerin sırtında, ve yol boyu onları beslerken köy yaşamının
içinden geçmek ilginç bir deneyimdi.
Akşam, Ldo ayarında ve Dünya çapında olduğu söylenen Alkazar şova
gittik. Ağırlıkla transseksüeller tarafından yapılan bu şovu ilginç
bulmadım. Dekor ve kıyafetler güzel ancak bizde Cahide 15'e
gittiyseniz, bu size ilginç gelmeyebilir.
Hijyen sebeplerden şehrin içinde yüzmeyi kimse tavsiye etmiyor,
etraftaki adalara günübirlik gezxilere katılabilirsiniz. Ko Lan
adası bu bağlamda yakındaki güzelliklerden. İstenirse daha uzakta ve
hatta bungalolarda kalabileceğiniz çok daha çarpıcı yerler olduğunu
duydum.
Evet, fuhuş buradaki turizmin önemli dayanaklarından. Barlarda,
sokaklarda olup bitenler rahatsızlık verecek ölçüde ama isterseniz
temiz eğlence de gayet mümkün :) Mesela güzel yemekler; Deniz
mahsulleri burada da muhteşem. Istakoz, yengeç balıktan daha ucuz.
Kalmak için plajın kuzeyi veya şehir merkezi daha ilginç olabilir
ama kesinlikle sahilde (1.yol) biryeri tavsiye ederim.
|
|
|
|
Türkiye'de yaşayan biri
olarak tarihi güzelliklerin beni şaşıtmayacağını düşünürdüm, itiraf
etmeliyim Prag beni yanılttı. Tarihi yapısı İstanbul'dan çok farklı
olmasa da tarihi korumaları ve sahip çıkmaları anlamında öğrenecek
çok şeyimiz var. Masallardan fırlamış gibi duran bu şehirde
insanlarda kominist rejimin etkisi hala sürüyor gibi, çalışanlar pek
mutlu değil ve servis kötü.
Şehir, eski ve yeni diye
ayrılıyor. Eski kısımda görüntüyü bozacak, tarihi görünüme zarar
verecek hiçbir şey yok. Görülecek yerler için ilk gün 3,5 saatlik
şehir turunu mutlaka alın ki nerede ne var aklınızda daha rahat
canlansın.
Martin Tour bu işi iyi yapıyor. Sattıkları nehir turunu
kesinlikle tavsiye etmem, seviye farkı nedeniyle çok limitli bir
alanda geziniyor ve size yeni birşey göstermiyor. Onun yerine resim
çekmek için Charles Bridge ( Karlova Mostu) kulesine çıkın.
Tarihi zenginliğin büyük
kısmı Eski Şehir meydanı ve çevresinde, yorulunca yemek
yiyebileceğiniz güzel yerlerde burada olduğundan fazla uzaklaşmayın
derim :) Zaten şehir yürüyerek dolaşılabilecek kadar küçük.
Güzel bir günde Vıltava nehri kenarında Klub Lavka'da birşeyler içip
keyif yapabilirsiniz. Akşam yemeği için de Eski Şehir Meydanında U
Prince otelin restoranı çok iyi, deniz mahsulleri spagettiyi
hararetle tavsiye ederim.
Prag sanat etkinlikleri
açısından da çok zengin. İlginç birşeyler görmek istiyorsanız Black
Light Show görmeye çok alışmadığımız türde ışıklı bir deneyim.
Otel konusunda önerim
mutlaka eski şehir merkezine yaın biryerlerde kalmaya çalışın. Gerçi
ulaşım tramvay ve metro sayesinde çok kolay ama eğer
yapabiliyorsanız merkezde olmak daha rahat etmenizi sağlar.
|
 |
|
|
Scooter
üzerinde son derece şık hanımlar ve beyler gördüğünüzde şaşırmayın,
bu aslında size bir ipucu. Herkesin arabadan çok scooter tercih
ettiği bu tarih şehrinde bir tane de siz scooter kiralayıp şehrin
altını üstüne getirin derim.
Turistler için en tekin yer tren garı çevresindeki oteller çünkü
burası turistlerin zarar görmesini engellemek için gece gündüz bol
polis gözetiminde. Tren istasyonu nedeniyle de ulaşım son derece
kolay.
Eğer
ilk kez gidiyorsanız günlük şehir turu burada görülmesi gereken
yerlerin tamamını hızlıca filtrelemenizi ve şehrin yapısını
anlamanızı kolaylaştırıyor. Önerim Colloseum, Fontana Di Trevi,
Piazza Navona ve Vatikan'ı mutlaka görün.
Akşam
yemeği için ispanyol merdiveni civarıdaki lokal restoranlar iyi bir
seçim olabilir. Servis yapanların çatal bıcağı masaya çarpmasını
kişisel almayın, akdenizli kardeşlerimiz aslında pek sıcak kanlılar.
Eğer
yemeğe pizza ile başlayıp, sonra lazanya yedikleri halde nasıl öyle
zayıf kaldıklarını anlarsanız bir zahmet bana da bir e-posta atıp
haber verin. Çok yedim aman bari dondurma yemeyeyim derseniz büyük
hata edersiniz. Roma'dayken pizza ve dondurmanın tadını çıkarın, ve
rejim düşmanı olun!
|
|
|
|
Bu minik
hispanik şehir öğrencilerle yaşıyor. Marina ve Old Town'ı biraz
eğlence getiriyor ama durumu abartmayın. Dünyaca ünlü hayvanat
bahçesi ve Sea World görülmesi gereken yerler. Eğer köpek balığı
dalışı ile ilgileniyorsanız pasifik kıyısında kafes dalışları için
buradan tekneler kalkıyor. Riski size ait olmak üzere
deneyebilirsiniz.
|
|
|
|
Bu şehrin
ilginç bir büyüsü var ve buz gibi rüzgarına rağmen içiniz kaynayı
veriyor. Fishermans Wharf'daki deniz aslanları bile kutuplardan
gelip bunun için buradan ayrılamamışlardır belkide. Siz en iyisi
Pier'de bir turayıp sonra San Francisco'nun o ünlü yokuşlarını cable
car ile turlayın.
Union Square'de mola verirseniz civardaki çin veya sushi restoranına
giderek bağlılılarınızı bildirin. Unutmayın verilenleri iki elinizle
almanız lazım yoksa sunulanı yarım gönülle aldığınızı düşünürler.
Mutlaka mutlaka Alcadraz'a gidip kulaklıklı turu alın, bir
hapisanenin bile nasıl satılabildiğini görüp hayret içinde
kalacaksınız. Şunun yarısını Topkapı Sarayı için yapsak sanırım
turizm gelirlerimiz iki katına çıkar.
|
|
|
|
Amerikan'ın Londrası. Genellikle gri ve yağmurlu bu şehrin ilginç
bir büyüsü var. Amazon, Boeing, Microsoft, Starbucks; tüm bunların
merkezi Seattle'da ve şehir girişimciliği simgeliyor gibi.
Yelken,
Bisiklet, Kayak, Treking gibi sporlara çok müsait olan Seattle da
mutlaka Space Needle'a çıkın ve Experience Music Project'i görün.
EMP içerisindeki rock müzik müzesini gezerken size verdikleri
elektronik tur rehberi önünde durduğunuz nesnelerin ne olduğu ile
ilgili bilgiler veriyor. son derece keyifli. Bunun dışında
Seattle'da dörülebilecek çok sayıda müze de yer alıyor.
Kalmak
için downtown tercih edilebilir zira arabanız yoksa gidilecek
yerlerin çoğu şehir merkezinde. Önerim uygun fiyatlı ve temiz Hotel
Sixth Avenue.
Yemek
konusunda Seattle'da sonsuz seçenek var Metropolitan Grill, (biftek)
Toi (tayland mutfağı) Union Square Grill, Cheese Cake factory ...
|
 |
|
|
ilk akla
gelen dalış elbette :) bunu mutlaka yapın. Dalmıyorsanız bile
şnorkel ile bir tur atın, zaten olabilecek tüm canlılar 5 metreden
görünüyor.
Bunun
dışında yapacak fazla birsey yok bu mini tatil kasabasında,
herşey otellerin içinde genellikle. Akşam Nama Bay'e gidip gezinin,
şişe (nargile) içenleri seyredin.
|
 |
|
|
İsmi Aslan Şehri (Singa-Aslan
Pura-Şehir) olan bu minik ada ülkesi,
hayranlık uyandıracak kadar düzenli, temiz ve güvenli.
Kendinizi Mİami veya Orlando'da zannedebilirsiniz. Üstelik 20-25 yıl gibi kısa
sürede kalkınmışlar, turizm en önemli gelirleri olduğundan
muhtemelen, hizmet çok iyi.
Adada yapılacak az sayıda şey var, o nedenle şehir turu almanızda
fayda var. Adada'nın yerlileri; Çin, Hint ve Malaylar, onların
kültürlerini koruyabilmek için Hint ve Çin mahallelerine önem
veriyorlar ve buraların renk cümbüşü sizi kendinizden geçirebilir.
Ülkenin bir diğer değeri ise orkide, tropik iklimi avantajıyla her
yerde ve her renkte orkide görebiliyorsunuz.
Santosa adası; dev akvaryumu, ülkenin sembolü dev Merlion, muhteşem
orkidelerin olduğu bahçeler, SPA ve eğlence parkları ile mini
Orlando gibi. Zaten yakında eksik olan Universal Studios da
açılacakmış.
Şehrin kalbi Orchard Road civarında atıyor, kalmak için yakınlarını
tercih edebilirsiniz, ama şehir güvenli ve küçük, taksiler ucuz
olduğundan nerede olursanız olun sıkıntı çekmezsiniz.
|
 |
|
|
2020
yılında batacağı söyleniyor, bence batmadan bir görün.
Büyülü bir
sehir. Turistleri camları ile ünlü Murano adasına götürüyorlar fena
değil ama bence her evin farklı bir renkte boyandığı Burano adası
daha etkileyici. Dondurma ve deniz mahsulleri spagetti'nin en
iyilerini burada tadabilirsiniz.
Eee
turistsiniz artık eliniz mahkum San Marco meydanını zaten
gezeceksiniz. :)
|
 |
|
|
Viyana
için söylenecek çok şey var ama yine de yetersiz kalacaktır diye
düşünüyorum. Avrupa'nın en güzel şehirlerinden - kültür başkenti
tarifi yerini buluyor. Hem tarihi dokusu, hem de kültürel zenginliği
bu şehri diğerlerinden ayırıyor. Şehrin kalbi Stephansplats'da
kafeler, alışveriş ve mozaik çatılı kliseleri yeralıyor. Mümkünse
otelinizi de bu civarda seçmek işinizi kolaylaştırabilir. Eğer
olmuyorsa da sorun değil metro ile heryere kolayca ulaşbiliyorsunuz.
Schonbrunn ve Belvedere saraylarını mutlaka görmenizi tavsiye ederim.
Özel zamanlarada şehrin simgesi olan Mozart ve Strauss'un konserleri
Schonbrunn sarayının içerisinde yapılıyor, eğer yakalayabilirseniz
mutlaka tavsiye ederim, büyülü bir ortam oluyor. Eğer
yakalayamazsanız opera binasında bir çok alternatif bulabilirsiniz.
İlginizi çekiyorsa hayatının büyük kısmını bu şehirde geçiren
psikanalizin babası Sigmund Freud'un müze haline getirilen evi ve
çalışma mekanları da yine görülmesi gereken yerlerden.
Yemek için kızartma ile
aranız iyiyse sorun yok, mutfakları tam size göre demek ki. Pek
meşhur şinitseli mutlaka Figlmueller'de deneyin
(www.figlmueller.at)
tatlılar ise sizi baştan çıkartmak için elinden geleni yapıyor,
Apple Strudel, Sachertorte ve dondurmaları akıllara seza. En iyisini
Stephanplats yakınındaki Brandstätte sokağındaki Cafe Korb'da
yiyebilirsiniz. Kızartmalardan sıkılıp şık ve keyifli bir akşam
yemeği yemek istediğinizde asya mutfağı ağırlıklı YOIM'i hararetle
tavsiye ederim.
|
|
bu gezilerden ilginç anları albüm
kısmında bulabilirsiniz. |
|